Hümanizm, akıl ve iradeyi ön plana çıkararak insanı merkeze alan ve evrendeki konumunu tanımlayan anlayıştır. Özellikle, 19. yüzyıldan itibaren yapay zekâ ve robot teknolojileri alanlarında yaşanan gelişmelerin gündelik hayata etki etmeye başlamasıyla insan-teknoloji ilişkisi yeniden ele alınır. Bireylerin bilişsel, biyolojik ve zihinsel sınırlılıklarının teknolojik ilerlemeler aracılığıyla aşılması düşüncesi transhümanizm akımının ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Transhümanizm, bireylerin kapasitelerinin arttırılmasını esas alarak daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam önerir. Böylelikle makinelerle bütünleşmeye başlayan insanlık, posthümanist düşüncenin merkezinde yer alan yeni yaşam formlarının oluşumuna olanak tanır. Posthümanizm, türcülükten kaynaklanan ayrımcılıkların ortadan kalkması için tüm varlıkların düz bir ontolojide ele alınmasını önerir ve herhangi bir türün başka bir türe egemenlik kurmasını kabul etmeyerek tüm varlıkların eşit olduğunu savunur. Biyolojik insanların ve yeni varlıkların bir arada yaşamaya başlaması ise Haraway’in “yoldaş türler” kavramını literatüre kazandırır. Yoldaş türler, insanlara birlikte var olarak tüm sorumlukları paylaşırlar. Bu makalede, çocuk edebiyatı alanında edebî eserler kaleme alan Süleyman Ezber’in 2022 yılında yayımladığı Robot Arkadaşım seri kitapları, posthümanizm bağlamında incelenecektir. Posthümanizm araştırmalarının büyük çoğunluğunun din ve felsefe alanlarında yoğunlaşması, edebiyat alanında da çalışmalara ihtiyaç olduğunu gösterir. Bu çalışma, posthümanizmi edebî metinler üzerinden ele alarak alandaki bu boşluğu doldurmayı amaçlar. Serinin baş kahramanı olan Hıçkırık, yoldaş türler kavramını örnekleyen posthüman robotlar arasında yer alır. Bu tür karakterlerin, sıradan bir biçimde edebî kurgular içerisinde yer almaya başlamasıyla çocuk okuyucular geleceğe hazırlanır.
Türk edebiyatında posthümanizm, yoldaş türler, Süleyman Ezber, Robot Arkadaşım, Hıçkırık